1 Şubat 2014 Cumartesi

Kırmızı Pazartesi-Gabriel Garcia Marquez

Sonu bilinen bir kitap kendini okutabilir mi?
İşte bu yazı yukarıdaki sorunun cevabı.
 Spoiler'ları vermeden önce Kırmızı Pazartesi'ye ilişkin bazı bilgileri ve genel yorumumu aktarayım. Gabriel Garica Marquez'in en iyi romanım dediği, kendisine 1982 Nobel Edebiyat ödülünü kazandıran Kırmızı Pazartesi, dünyanın dört bir yanında sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Kitap, şahane kurgusu, akıcılığı ve sonunu bilmemize rağmen arkaplanda varolan gizem duygusu ile gerek okurken gerekse bitiminde beni derin duygulara gark etti. Bu müthiş romanı bir çırpıda hayretler içerisinde okuyacağınıza emin olabilirsiniz.


Kırmızı Pazartesi için en özet tabirle ön kapağında da belirtildiği üzere "İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsü" denilebilir. Kurbanımız Santiago Nasar, kasabadaki Angela Vicario'nun bekaretini kaybetmesine sebep olmakla itham edilir. Angela, Santiago'nun ölümünden 1 gün önce evlenmiş ve kocası Bayardo San Roman tarafından bakire olmadığı gerekçesiyle eve geri gönderilmiştir. Bunun üzerine Angela'nın ikiz abileri kızkardeşlerinin "namusunu temizlemek" için Santiago Nasar'ı öldürmeye karar verirler. Ancak ikiz Vicario kardeşler özellikle korkunç son yaklaştıkça bu cinayeti işlemekle işlememek arasında kararsız kalırlar, öyledir ki kasabadaki herkese Nasar'ı öldüreceklerini duyururlar. Tek bir kişi dışında kimse cinayeti engellemek adına bir şeyler yapmaz. Kimisi palavra olduğunu düşündüğünden, kimisi namus cinayetine müdahele etmenin uygunsuz olacağına inanmaktan kimisi de Santiago Nasar'ın çoktan öğrendiğini varsayarak herhangi bir müdahalede bulunmaz. Hatta ve hatta Nasar, artık cinayeti öğrendiği ve ikizlerin kendisine doğru geldiğini gördüğü sırada evine koşar, o sırada cinayeti çoktan öğrenmiş olan annesi kapının aralığından yalnızca eli bıçaklı kardeşleri gördüğü için oğlunu evin içinde öldürmelerine "engel olmak" amacıyla kapıyı kapatır. Ne yaptığını bilmeyen anne, oğlunun kapıdaki haykırmalarını da evin içinden geldiğini zanneder. Anlayacağınız zavallı Santiago Nasar'ın içeriye girmek, dolayısıyla kurtulmak için birkaç saniyesi varken kapılar yüzüne kapanır.


İlginç olan kısımlardan biri de Angela'nın bekaretinin gerçekten Santiago Nasar yüzünden kaybedip kaybetmediği kitapta belli değil. Kitapta yer alan bazı imgelerden Nasar'ın masum olduğunu düşünüyorsunuz. Üzerinde durulan ihtimallerden biri de Angela'nın sevdiği birini korumak için Nasar'ın adını vermiş olduğu. Ne yazık ki biz gerçeği kitapta asla öğrenemiyoruz. 

Aşk da öğrenilir...
Sonuç itibariyle kesinlikle okunması gereken, bir toplumun ortak davranış biçimini ortaya koyan ve okuyucuyu düşünmeye sevk eden bir roman Kırmızı Pazartesi. He bir de eğer okuyacaksanız benim tavsiyem kurgudan kopmamak adına geniş aralıklarla okumayın. Zaten kitap 107 sayfa, öbür türlü kitabı bütünüyle ele almak zorlaşabilir.


Kilit cümlelerden birisi;

"...Ancak cinayeti engelleyebilmek için bir şeyler yapabilecekken yapmayanların çoğu, namus sorunlarının ancak faciada rol almış kişilerin erişebildiği kutsal alanlar olduğu bahanesiyle kendilerini avutmuşlardı."

Sevgilerimle

3 yorum :

  1. Yazarın Kolera Günlerinde Aşk kitabını okumuştum.Bu kitap da okunacaklar listemde.Paylaşım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar Gamze. Kolera Günlerinde Aşk da benim okuma listemde:) Okuduktan sonra yorumlarını paylaş lütfen. Sevgiler

      Sil
  2. Angela yalan söyledi, bence. Santiago'nun, ikizlerin onu öldüreceklerini öğrendiğindeki şaşkınlığı içler acısıydı. O da neden öldürüldüğünü bilmiyordu, asıl üzücü olan da buydu benim için. Kitap beni çok etkiledi. Bu arada haklısın, kitabı bir oturuşta okudum. Uzun bir süreye yaysaydım aynı etkiyi bırakmazdı diye düşünüyorum. Söylemeden geçemeyeceğim, annesinin, Santiago yukarıda sanıp kapıyı kapatması beni mahvetti. Kadın daha sonra nasıl dayanmıştır bu duruma kim bilir...

    YanıtlaSil

Disquis

.